škodaturkey.com
GENEL => Sohbet => Konuyu başlatan: mayham85 - 21 Ağustos 2010, 11:55:58
-
Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan on yedisine bastığında, iki kişi ...onunla evlenmek ister. Mihrimah, yani Mihrü Mah, Farsca’da “Güneş ve Ay” anlamına gelir. Kızla evlenmek isteyenlerin biri Diyarbakır Valisi Rüstem Paşa diğeriyse Mimar Sinan’dır.
Padişah kızını Rüstem Paşa’ya verir.
Koca Sinan evlidir, ellisindedir ve de Mihrimah Sultan’a deliler gibi aşıktır! Gerçi sevdiğine kavuşamamıştır ama, aşkını, olanca güzelliğiyle sanatına yansıtmıştır.
Üsküdar’a, Saray’ın isteğiyle elbet, 1540 yılında Mihrimah Sultan Camii’nin temelini atar ve 1548’de bitirir. Camiyi yaparken, eserine sanki “etekleri yerleri süpüren bir kadının” dış çizgilerini verir.
Derken, ilk kez padişah fermanı olmaksızın, Edirnekapı’da, pek kimselerin uğramadığı ıssız ama İstanbul’un en yüksek tepelerinden birine, ikinci bir eser yapmaya koyulur Mihrimah Sultan’a. Cami küçücüktür. Minaresi otuz sekiz metredir, bir adet incecik kubbesi üzerindeyse yüz 61 pencere, camiin iç güzeliğini aydınlatır. İçerdeki sarkıtlar ve minare kenarlarındaki işlemeler Mihrimah Sultan’ın topuklarını döven saçlarını anımsatır insana. İşte, aşka adanmış iki eser.
Şimdi, gidin Edirnekapı ve Üsküdar’daki camileri aynı anda görebileceğiniz bi yer seçin. Ve 21 Mart’ta, yani geceyle gündüzün eşit olduğu günde seyreyleyin. Unutmadan, 21 Mart Mihrimah Sultan’ın doğum günüdür.
Göreceğiniz manzaraysa şudur mirim:
Edirnekapı camiinin tek minaresi ardından tepsi gibi kıpkırmızı güneş batarken, Üsküdar’daki camiinin ardından ay doğar! Mihrü Mah eşittir Güneş ve Ay. Bu nasıl akıllara ziyan bir hesaplamadır; nasıl bir güzellik anlayışıdır ....
not:alıntıdır.
-
Çıraklık eseri Şehzadebaşı Camii bile içimi okşar :ok:
-
Mimar Sinan, camileri insa ederken isik lambalarindan cikan 'is' leri bir odaya toplayip, murekkep ureten sonra da bu murekkep ile ayni caminin yazilarini yazdiran ustadir, sanatcidir.. Ne kadar saygi duysak azdir..
-
Kanunî Sultan Süleyman’ın Hürrem Sultan’dan doğma kızı Mihrimah Sultan, büyüyüp evlenme çağına gelince, kendisine bir koca arandı. Saray ve çevresinde pek çok aday vardı. Bunlar gözden geçirilirken, Enderun’dan yetişen ve padişaha bağlılık ve sadâkatiyle tanınan, üstelik de bekâr olan Diyarbekir Valisi Rüstem Paşa üzerinde duruldu. Padişah ve nazdar eşi Hürrem Sultan, biricik kızları Mihrimah’ı ona vermeye ve Paşa’yı kendilerine damat edinmeye karar verdiler. Paşa’nın rakipleri ve onun başına böyle bir ikbal kuşu konmasını çekemeyenler, sultanla nişanlanması söz konusu olunca ortaya ciddî bir dedikodu attılar:
«Rüstem Paşa, cüzzam illetine müptelâdır!»
Bu haber, saraya bomba gibi düştü; iddianın gerçek olması korkunç bir şeydi! Muhteşem Süleyman, bu damat adayını bir devlet ve idare adamı olarak çok takdir ederdi, ayrıca kendisine olan sadâkatinden de emin bulunuyordu. Bu hâdisenin, ona haset edenlerin bir iftirası olabileceğini düşündü; aksi hâlde Rüstem Paşa’yı aday listesinden hemen kazıyıp atardı. Vakit geçirmeden saray hekimbaşısı çağrıldı.
Sultan Süleyman sordu:
“–Hekimbaşı, cüzzam illetinin en aşikâr delil ve alâmeti ne ola?”
Hekimbaşı, cihan padişahının huzurunda etek öperek cevap verdi:
“–Saadetli Sultanım, cüzzamın en açık alâmeti, illete müptelâ kimsede kehlenin bulunmamasıdır, yani cüzzamlıda bite rastlanmaz!”
Bu bilgi üzerine, hassa hekimlerinden Mehmet Halîfe huzura çağrıldı ve kimseye söylememesi sıkıca tembih edildikten sonra, mesele anlatıldı. Sonra da, bu işi gereği gibi teftiş ve araştırmaya memur edilerek Diyarbekir’e gönderildi.
Kısa zamanda Diyarbekir’e ulaşan Mehmet Halîfe, Paşa’nın huzuruna çıkıp fermanı kendisine uzattı. Rüstem Paşa’yı soyup, tepeden tırnağa iyice muayene eden hekim, sonunda Paşa’nın gömleğinde küçük bir bite rastladı. Geldiği hızla Dersaadet’e dönen Mehmet Halîfe, huzurda etek öperek beklenen müjdeyi verdi:
“–Rüstem Paşa cüzzamlı değil!”
Artık hem biti bulan hekim, hem de bitli Rüstem Paşa için ikbal yolu açılmıştı.2 İstanbul’a davet edilen Paşa, parlak bir düğün yapılarak Mihrimah Sultan’la evlendirildi.
Olacak bir kişinin bahtı kavî, talihi yâr
Kehlesi dahi mahallinde anın işe yarar!